11 Mayıs 2026 Pazartesi
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı az bulutlu
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Kemal Sayar’dan Batı psikiyatrisi eleştirisi: "Terapinin de özgürleşmesi gerekiyor"

Kemal Sayar’dan Batı psikiyatrisi eleştirisi: "Terapinin de özgürleşmesi gerekiyor"

World Decolonization Forum kapsamında gerçekleştirilen "Decolonization and the Psyche" (Dekolonizasyon ve Ruh) başlıklı oturumda konuşan psikiyatrist ve yazar Kemal Sayar, modern psikiyatrinin ve terapinin sömürgeci kökenlerini eleştirerek ruhun işgalden kurtarılması çağrısında bulundu.

Kemal Sayar, Batı merkezli ruh sağlığı anlayışının evrensellik iddiasını "epistemik şiddet" olarak tanımlayarak, yerel kültürlerin ve bireysel hikayelerin bu süreçte nasıl geçersiz kılındığını anlattı. Konuşmasında "Amerikan ruhunun küreselleşmesi" ve "sistemik yer değiştirme" kavramlarına dikkat çeken Sayar, şunları kaydetti:

"Eğer ruhları da işgal ederseniz, toprakları işgal ettiğiniz yerlerde daha uzun süre kalabilirsiniz. Batı psikiyatrisinin evrensel olduğu yönündeki önerme, seküler, rasyonel, bireyci öznenin dünyanın her tarafında aynı olduğu düşüncesine dayalıdır ve bu aslında bütünüyle bir dayatmadır. Bu süreçte yerli kültürlerin geçerliliği kaybolur, kendilerini ifade etme kudretleri ellerinden alınır ve folklorik bir unsur haline getirilirler."

"Teşhisler birer siyasal silah olarak kullanıldı"

Sayar, konuşmasında kolonyalizmin "gizli hokus pokusları" olarak nitelendirdiği tanı değişikliklerine değinerek, 1960’larda ABD’deki siyahi hareketini bastırmak için şizofreni kriterlerine "düşmanlık ve saldırganlık" eklenerek teşhisin politik bir araca dönüştürüldüğünü hatırlattı.

"Terapinin de dekolonize edilmesi lazım"

Bireysel psikoterapinin çoğu zaman topluluk bağlarını koparan bir "özgürleşme ideolojisi" yaydığını belirten Sayar, çözüm önerilerini şu sözlerle sundu:

"Terapinin de dekolonize edilmesi (sömürgeci etkilerden arındırılması) lazım. Ülkenin kültürel ihtiyaçlarına uygun, insanların ruhsal yapısına uygun, geleneklerle çatışmayan terapileri düşünmemiz lazım. Buldozer gibi yerel zihinsel ontolojileri yıkan tekçi anlayışlara karşı çoğulcu anlayışları ve 'kültürel mütevazılığı' ön plana çıkarmalıyız. Yarının çoğulcu dünyasında; benliği de ruhu da işgalden kurtarmaya her zamankinden çok ihtiyacımız var."

Sayar, konuşmasını sonlandırırken sadece rasyonel ve bireyci bir akıl yerine, hikayeleri, ritüelleri, topluluk bilgeliğini ve maneviyatı da içine alan, insanı nesneleştirmeyen yeni bir sağaltım anlayışının gerekliliğini vurguladı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *