İş Forumu'nda katılımcılara hitap eden Başbakan Şerif, Türkiye ile Pakistan arasındaki sarsılmaz bağların tarihi köklerine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye, Pakistan’ın dünya çapında en sadık müttefiklerinden biridir. İki ülke arasındaki bu kardeşçe bağ, yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Aslında bu bağ, Pakistan’ın 1947’de kurulmasından çok önceye uzanmaktadır."
İslamabad Mutabakatı ve Erdoğan'ın kritik rolü
Konuşmasında ABD ve İran arasındaki barış görüşmelerinde üstlendikleri tarihi misyonu anlatan Pakistan Başbakanı, iki ülke arasında sağlanan mutabakattaki arabuluculuk başarılarını şu sözlerle aktardı:
"Pakistan’ın, çok sevgili kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük desteğiyle, ABD ile İran arasında barış için ara buluculuk yapabildiği zaman geldi. Bu, kolay bir görev değildi, oldukça zorluydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve diğer dost ve kardeş ülkelerin samimi desteği olmasaydı, bu görev neredeyse imkansız olurdu. Ama Elhamdülillah, bugün bu noktaya geldik."
Ateşkesin yürürlüğe girdiğini bildiren Şerif, anlaşmanın taraflarını ve küresel önemini şu ifadelerle dile getirdi:
"İslamabad Mutabakat Anlaşması, ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ara bulucu olarak Pakistan’ı temsil eden ben tarafından imzalanmıştır. Şimdi bu fırsattan yararlanılmalı ve bu barış sürecindeki muazzam potansiyeli keşfetmeliyiz. Sadece ikili çıkarlarımız için değil, tüm bölge için."
"Son 20 yılda gerçekleşen bir tür küçük mucize oldu"
Türkiye'nin sanayi, teknoloji ve tarım alanında son yıllarda katettiği büyük mesafeyi yakından takip ettiklerini belirten konuk Başbakan, Türk iş dünyasının başarılarından faydalanmak istediklerini şu cümlelerle ifade etti:
"Sanayi yapınız tamamen dönüşüme uğradı. Bugün otomobil sektörünüz, Avrupa ile aynı seviyede. Tekstil, hayvancılık ve tarım sektörleriniz de öyle. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda gerçekleşen bir tür küçük mucize oldu. Bugün buradayız ki, deneyimlerinizden ders alalım, büyük başarı hikayelerinizden faydalanalım."
İki ülke arasındaki yeni iş birliği kapılarına ve Karaçi Sanayi Parkı içinde Türk yatırımcılara özel bir bölge tahsis edileceğine değinen Şerif, ortaklığın geleceğine yönelik inancını şu sözlerle özetledi:
"Şimdi ortak iş birliğimiz sayesinde bu doğal kaynakları keşfetmenin tam zamanı. Bence sınır yok."
"Türkiye, Pakistan'ın yanında kaya gibi durdu"
Genç nüfus potansiyeli, enerji sektöründeki reformlar ve Bakan Alparslan Bayraktar ile Türk iş dünyasının yatırıma olan istekliliğine dikkat çeken Şerif, geçmişte yaşanan zor günlerde Türkiye'nin gösterdiği dayanışmayı şu şekilde hatırlattı:
"Daha geçen yıl, hiçbir suçumuz yokken Pakistan'a bir savaş dayatıldığında ve topraklarımızı, ülkemizin şerefini ve haysiyetini savunmak zorunda kaldığımızda (Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı) Mareşal Asım Munir'in komutasındaki silahlı kuvvetlerimiz, o cesur birliklerimiz, 4 ila 5 gün içinde düşmanımızı daha önce hiç görülmemiş bir şekilde mağlup ettiler. Ve o dönemde, az sayıdaki kardeş ülke arasından kim Pakistan'ı destekliyordu; Türkiye. Türkiye, Pakistan'ın yanında kaya gibi durdu."
Bu süreçte Türkiye'nin bazı ticari kayıpları göze aldığını aktaran Şerif, Türk yetkililerin bu fedakarlığa yaklaşımını şu sözlerle aktardı:
"Onlar 'bir kardeşe yardım ediyor ya da destek oluyorsak hiçbir önemi yok. Bu süreçte maddi kayıplar da vardır. Bu, bir bedel değildir.' dediler."
"Eyleme dönüşsün ve yıldırım hızıyla hayata geçirilsin"
Konuşmasının son bölümünde forumdaki sunumların ve fikirlerin hızla somut adımlara evrilmesi gerektiğini belirten Başbakan Şahbaz Şerif, küresel çapta bir ekonomik dönüşüm çağrısı yaparak sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu yorumlar, sunumlar, sözler ve konuşmalar eyleme dönüştürülsün ve yıldırım hızıyla hayata geçirilsin ki, sadece somut sonuçlar elde etmekle kalmayalım, aynı zamanda karşılıklı güven, saygı ve haysiyet temelleri üzerine kurulu bu dostluğun, dünyanın şimdiye kadar görmediği bir tür ekonomik işbirliğine, ekonomik dönüşüme dönüştüğünü tüm dünyaya ilan edelim. Eğer bu meydan okumayı kabul etmeye hazırsak, o zaman sizi temin ederim ki hiçbir şey yolumuza engel olamaz. Ne bu Boğaz, ne dağlar, ne de dünyanın en büyük denizi."