"Teknolojiye hükmet, geleceği şekillendir" mottosuyla yola çıkan SAHA 2026, bu sabah itibarıyla İstanbul Fuar Merkezi'nde kapılarını sektör profesyonellerine ve teknoloji tutkunlarına açtı.

Türkiye'nin savunma sanayiinde geldiği nokta, artık sadece kendi sınırlarını koruyan bir yapıdan çıkarak küresel standartları belirleyen, yenilikçi çözümler ihraç eden dev bir ekosisteme dönüştü. 400 bin metrekarelik devasa alanda 1700'ün üzerinde firmanın katılımıyla gerçekleşen fuar, bu ekosistemin yalnızca üretim kapasitesini değil, aynı zamanda stratejik işbirlikleriyle dünyaya yön verme gücünü simgeliyor.
İlk kez vitrine çıkanlar: Sahadaki dengeleri değiştiren teknolojiler
Fuar alanında dolaşırken göze çarpan en önemli detay, sergilenen sistemlerin salt birer silah olmaktan çıkıp, karmaşık harekat ortamlarında kendi kararlarını verebilen akıllı platformlara dönüşmüş olması. Kara, deniz, hava, uzay ve insansız sistemler alanında bu yıl lansmanı yapılan 300'ün üzerindeki ürün, bu dönüşümün en net kanıtı konumunda.
Havadaki yeni akıl: MIZRAK ve CANiK M3 FALCON
Havacılık ve insansız sistemler alanında ezber bozan yeniliklerden biri, Baykar'ın otonom kabiliyetleriyle donattığı Mızrak Akıllı Dolanan Mühimmat sistemi. 1000 kilometreyi aşan operasyonel menzili ve 7 saate varan havada kalış süresiyle dikkat çeken Mızrak, GPS sinyalinin engellendiği veya karıştırıldığı yoğun elektronik harp ortamlarında dahi yapay zeka destekli yerleşik görsel konumlandırma yeteneğiyle hedefini bağımsız olarak bulabiliyor. Sistemin 40 kilogramlık çift harp başlığı veya RF arayıcı başlık seçenekleri, ona sınır ötesi operasyonlarda hem yüksek infilak gücü hem de hedefe yönelik stratejik bir derinlik kazandırıyor.
Hava platformlarının vurucu gücünde de büyük bir yenilik göze çarpıyor. SYS Grup bünyesindeki CANiK'in ilk kez sergilediği M3 FALCON 12.7x99mm ağır makineli tüfek, aşırı ısınmanın önüne geçen açık mekanizma (open-bolt) yapısıyla çok yüksek atış hızına olanak tanıyor ve hava araçlarının sert operasyonel ihtiyaçlarına doğrudan yanıt vererek oyunun kurallarını yeniden yazıyor.

Karadaki devler ve lazer savunması
Kara sistemleri standlarında hareket kabiliyeti ve yüksek ateş gücü modern zırhlılarla birleşiyor. MKE mühendisliğinin eseri olan ATTİLA 155 milimetre Araç Üstü Obüs, 6x6 taktik tekerlekli platformu üzerinde saatte 85 kilometre hıza ve 850 kilometre menzile ulaşabiliyor. Dakikada 6 atım yapabilen ateş gücü, 38 mühimmatlık dev kapasitesi ve yarı otomatik dolum sistemi, topçu birliklerinin muharebe sahasında çok hızlı konuşlanıp pozisyon değiştirmesine olanak tanıyor.

Öte yandan modern savaşların asimetrik tehditleri olan dron sürüleri ve dolanan mühimmatlara karşı geliştirilen en yenilikçi çözüm olan ALKA-KAPLAN HİBRİT Lazer Silah Sistemi, ROKETSAN ve FNSS iş birliğiyle kazandığı yeni yetenekleriyle sahnede. Kendi dizel jeneratör ünitesi sayesinde, ihtiyaç duyduğu yüksek voltajlı elektriği en verimli hız-tork bölgesinde bizzat kendisi üreten araç, dışarıdan hiçbir güç kaynağına ihtiyaç duymadan hareket halindeyken lazer atışı yapabilen maliyet etkin bir hava savunma kalkanı oluşturuyor.

Milli güç sistemleri ve denizlerin yeni bekçileri
Özgün platformların "kalbi" olan yerli motor sistemleri alanında TRMOTOR, Milli Muharip Uçak KAAN için yürütülen TF35000 Turbofan motoru test altyapısı çalışmalarını ve uçakların yardımcı güç ünitesi (APU) teknolojilerini birebir ölçekli mock-up'larla ilk kez vitrine taşıyor. STM ise sabit kanatlı kamikaze İHA ALPAGU'nun menzil ve patlayıcı kapasitesi artırılmış yeni versiyonu ile deniz/hava operasyonlarındaki gücünü sergiliyor.
Sektörel vizyon: Seri üretimden küresel ihracat rekorlarına
Vitrine çıkan tüm bu yenilikler, devasa bir ekonomik ve stratejik vizyonun parçası. Türk şirketleri artık sadece ar-ge aşamasında değil; ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol'un da belirttiği gibi "gittikçe güçlenen seri üretim kaslarıyla" küresel ligde kuralları belirleyen bir konuma yükseliyor.
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar'ın açıklamaları, sektörün dışa dönük potansiyelini rakamlarla destekliyor. 2024 yılındaki fuarda 6,2 milyar dolarlık sözleşme imzalanırken, SAHA 2026'da bu ihracat hedefi 8 milyar dolar seviyesine çıkarıldı. Fuar süresince gerçekleşecek 164 imza töreninin, yaklaşık 4 milyar dolarlık doğrudan ihracat yaratması bekleniyor. Vizyonun en heyecan verici sosyal çıktısı ise bu organizasyonun gelirleriyle Türkiye'nin 81 iline kurulacak olan üretim ve eğitim merkezleri. Bu sayede Türkiye, olası bir kriz anında tüm yurt çapında milyonlarca dronu aynı anda üretebilecek devasa bir kapasiteye ulaşmayı hedefliyor.
Bu sabah İstanbul'da atmaya başlayan sektörün kalbi, yalnızca mevcut ticari başarıları kutlamakla kalmıyor, insansız otonom silahlardan uzay sistemlerine, lazer savunma mimarilerinden yeni nesil zırhlılara uzanan geniş bir yelpazede yarının harp doktrinlerini inşa ediyor.
SAHA 2026, mühendislik verilerini sahada bizzat kanıtlamış sistemleri ve güçlü ihracat potansiyeliyle, Türkiye'nin teknolojik tam bağımsızlık yolculuğunda geri dönülemez bir eşiğin aşıldığını tüm dünyaya ilan ediyor.