Vadi Konferansı adlı etkinlikte açıklamalarda bulunan Netanyahu, Gazze Şeridi'nde iki yılı geride bırakan işgal süreci ile Lübnan'ı hedef alan kara ve hava operasyonlarına dair değerlendirmeler yaptı.
İsrail ordusuna verdikleri yeni emri duyuran Netanyahu, Gazze Şeridi'nde kontrol altında tuttukları alanın yüzde 70'e genişletilmesi talimatını verdiğini belirtti.
Ateşkes kararına rağmen Lübnan'da genişleyen işgal ve süren hava operasyonlarına da değinen Başbakan, İsrail kara birliklerinin ülkenin güneyinden ilerleyerek Litani Nehri'nin kuzeyine geçtiğini açıkladı. Lübnan'a yönelik saldırıların daha da şiddetleneceği tehdidinde bulunan Netanyahu, şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi Beyrut'a saldırdık, dün Sur'a saldırdık. Saldırıyoruz ve çok daha sert saldıracağız."
İsrail ordusu, ateşkese rağmen bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyinde bulunan Şuveyfet bölgesine yönelik bir hava saldırısı düzenlemişti. Bunun yanı sıra İsrail savaş uçakları, dün de ülkenin güneyindeki Sur kent merkezi ve çevresini yoğun hava bombardımanına tutmuştu.
Netanyahu, daha önce 25 Mayıs'ta da ordu güçlerine Lübnan'a yönelik saldırıların artırılması yönünde talimat verdiğini açıklamıştı.
Ateşkese rağmen işgal haritası genişliyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 15 Mayıs'ta yaptığı bir diğer açıklamada, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'nde işgal ettikleri alanı yüzde 60 seviyesine çıkardıklarını duyurmuştu.
Öte yandan, İsrail ordusu tarafından yardım kuruluşlarıyla paylaşılan güncel bir haritada; Ekim 2025'teki ateşkes anlaşmasıyla belirlenen ve Gazze'nin yüzde 53'ünü kapsayan "Sarı Hat"tın revize edildiği ortaya çıkmıştı. Güncellemeyle birlikte Filistinlileri çok daha dar bir bölgeye sıkıştıran yeni bir "Turuncu Hat" çizildiği görülmüştü.
Mevcut "Sarı Hat" uygulamasıyla Gazze'nin yüzde 47'lik dilimine hapsedilen Filistinliler, yeni oluşturulan sözde "Turuncu Hat" kararıyla topraklarının yüzde 11'ini daha kaybederek Gazze Şeridi'nin yalnızca yüzde 36'lık bir bölümüne sıkıştırılıyor.
İsrail güçleri, "güvenlik" gerekçesini öne sürerek Gazze'deki sivillerin "Sarı Hat" sınırlarına yaklaşmasına izin vermezken, bölge halkını her geçen gün daha küçük bir alana hapsetmeye devam ediyor.