17 Nisan 2026 Cuma
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Bakan Fidan: “Temennimiz kalıcı barışın sağlanması”

Bakan Fidan: “Temennimiz kalıcı barışın sağlanması”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 5. Antalya Diplomasi Forumunun (ADF) açılış töreninde yaptığı konuşmada, küresel sistemin tıkanıklıklarından bölgesel çatışmalara kadar geniş bir yelpazede Türkiye'nin vizyonunu ortaya koydu.

Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar:

Forumun ulaştığı noktadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Bakan Fidan, organizasyonun bir buluşturma gücü olduğunu vurguladı:

"Bugün çok şükür Sayın Cumhurbaşkanım sizin öncülüğünüzde 5 yıl sonra görüyoruz ki büyük bir memnuniyetle forumumuz farklı kıtalardan ve siyasi geleneklerden aktörlerin buluştuğu küresel bir markaya dönüştü. Forumumuzu benzerlerinden ayıran başlıca özelliklerinden biri sahip olduğu bu eşsiz buluşturma gücü. Bu yönüyle bugün diplomasinin nabzı Antalya’da atmakta. Bu yılki temamızı mevcut uluslararası konjonktürü de dikkate alarak 'Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek' olarak belirledik."

Krizlerin "çağımızın baskın karakteri" haline gelmesi

Dünyanın içinden geçtiği kaotik süreci tanımlayan Fidan, belirsizliğin artık geçici bir durum olmadığını ifade etti:

"Evet belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde asıl soru geleceği hangi akılla, hangi iradeyle ve ne tür bir vizyonla şekillendireceğimizdir. Tam da bu amaçla küresel ve bölgesel meseleler Antalya’da tüm yönleriyle masaya yatırılacak, çözümler ortak akıl ve hikmetle burada inşallah şekillenecektir. Her gün şahit olduğumuz gibi birbirini tetikleyen eş zamanlı ve çok boyutlu krizlerle karşı karşıyayız. Burada söz konusu olan yalnızca krizlerin ve jeopolitik sınırlamaların çoğalması değil. Asıl mesele belirsizlik ve krizlerin uluslararası sistemin geçici bir arızası olmaktan çıkıp bizzat çağımızın baskın bir karakteri haline gelmesi."

Uluslararası sisteme yönelik uyarılar ve Orta Doğu denklemi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişteki uyarılarını hatırlatan Fidan, Orta Doğu'da genişleyen çatışma halkasına dikkat çekti:

"Sayın Cumhurbaşkanım geçtiğimiz yıl yine bu kürsüden çok net bir uyarıda bulunmuştunuz. Uluslararası sisteme yönelik en büyük tehdit kuralsızlığın, belirsizliğin ve başına buyrukluğun hakim olduğu karanlık bir gelecek demiştiniz ve aklıselime, adalete ve etkin diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu dile getirmiştik. Bölgemizin içinde bulunduğu bu son buhran maalesef bu tespitlerinizin ne derece haklı ve isabetli olduğunu acı bir şekilde teyit etmiştir. Geçtiğimiz yıl forumumuzun gündemine devam eden Gazze soykırımı ve küresel etkileri oturmuştu. Bu yıl ise yine bölgemizde küresel etki üreten İran savaşı eklendi. Uluslararası sistemdeki ağır tahribat ve sürekli artan tırmanma bölgemizi yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu süreçte insanlık savaşın kazananının olmayacağını ağır bedellerle bir kez daha tecrübe etmiştir."

Ateşkes süreci ve İsrail yayılmacılığı

Ateşkesin kalıcı hale getirilmesi gerektiğini belirten Bakan Fidan, krizin asıl kaynağına işaret etti:

"Şüphesiz bu savaştan başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin çıkaracağı tarihi dersler bulunmaktadır. Ancak böylesi dönemlerde ilk ve acil görev ateşi söndürmektir. Sağlanan ateşkesin sahada tam olarak uygulanması ve sürecin kalıcı bir barışa tahvil edilmesi samimi temennimizdir. Burada başta Sayın Pakistan Başbakanı olmak üzere bütün emeği geçen kardeşlerimize en içten teşekkürlerimizi de iletmek istiyoruz. Fakat sağlanan bu sükunet ortamı sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamalıdır. Özellikle son 3 yılda Gazze’deki soykırımla başlayan ardından Lübnan ve Suriye’ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı küresel güvenliği doğrudan tehdit eder hale gelmiştir. Eğer bölgemizde ve ötesinde kalıcı bir barış arzu ediliyorsa tüm dünyada istikrarsızlık ihraç eden bu yayılmacılığa acilen uluslararası toplumun dur demesi gerekmektedir. Sayın Cumhurbaşkanım bugün uluslararası toplum savaşın durdurulması için nadir görülen bir anlayış birliği sergilemekte. Böylesine kıymetli bir zeminin diyalog ve diplomasi lehine değerlendirilmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz."

Yarını tasarlamanın iki temel sütunu

Diplomasinin tanımını yeniden yapan Fidan, Türkiye'nin gelecek vizyonunu iki ana sütun üzerine kurduğunu açıkladı:

"Esasen Antalya Diplomasi Forumunun özünde de bu yaklaşım bulunmaktadır. Diplomasiyi yeniden işler hale getirmek. Bizim anlayışımıza göre diplomasi yangını daha fazla yayılmadan durdurma iradesidir. Kopmuş bağları sabırla onarma kabiliyetidir. Düşmanlıkları kader olmaktan çıkarma cesaretidir. Ortak geleceğe dair asgari zemini korumak ve büyütme sanatıdır. Yani diplomasi yarını tasarlamaktır. Peki yarını tasarlama vizyonumuzu nasıl bir mimari üzerine inşa edeceğiz? Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bu vizyonun iki ana taşıyıcı sütun üzerinde yükselmesi gerektiğine inanıyoruz."

Uluslararası sistemdeki adaletsizliğe vurgu yapan Fidan, kurumsal değişimin kaçınılmaz olduğunu belirtti:

"Birinci ayak, küresel düzeyde kurumsal reformdur. Uluslararası yönetişim sisteminin acilen daha kapsamlı, şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesi şarttır. Temsil kabiliyeti zayıf ve meşruiyeti aşınmış yapılarla krizleri yönetmenin mümkün olmadığı artık daha da açık hale gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanım, adalet eksenli vizyonunuzla uluslararası karar alma mekanizmalarındaki tıkanmayı ve temsildeki adaletsizliği yıllar evvel teşhis etmiştiniz. Küresel vicdanı yaralayan çifte standartlara defaatle, ama defaatle dikkat çektiniz. Daha adil bir dünya çağrınızla uluslararası sistemin izlemesi gereken istikameti tekrar tekrar ortaya koydunuz. Bugün görüyoruz ki birçok ülke, krizler nihayet kendi kapılarına dayandığında sizin işaret ettiğiniz noktaya geliyorlar. İnsanlık ödediği ağır bedellerin ardından şu hakikati yeniden hatırlamaktadır: Adil olmayan bir uluslararası sistem krizleri çözemez, onları sadece erteler, derinleştirir ve daha da yıkıcı hale getirir."

Uluslararası topluma vicdani muhasebe çağrısı

Eşitsizlikler ve teknolojik tahakküm konularına da değinen Fidan, gelecek 10 yıl için uyarıda bulundu:

"Uluslararası toplumun önünde artık ertelenemez bir vicdani muhasebe bulunmaktadır. Küresel düzeyde atmamız gereken ortak adımlar, almamız gereken tutumlar var. Barış süreçleri, düzen bozucu aktörlerin insafına bırakılmamalıdır. Uluslararası toplum tarafından güçlü bir iradeyle sahiplenilmeli, süreçlerin sabote edilmesine müsaade edilmemelidir. Küresel ekonomik refah paylaşımının adil hale getirilmesi elzemdir. Aynı şekilde yapay zeka, kısıtlı sayıdaki aktörün elinde yeni eşitsizlikler üreten yeni bir tahakküm aracına dönüşmemelidir. İnsanlık bu teknolojik imkandan birlikte faydalanmalı, hiç kimse hiçbir coğrafya geride asla bırakılmamalıdır. Tüm bunlara ek olarak, geleceğimize yönelik sınamalarla da eş zamanlı mücadele etmek zorundayız. İklim değişikliği ve kuraklık insan hayatının her noktasına dokunan varoluşsal bir sorun halini almıştır. Şurası bir gerçek ki, eğer insanlık bugün paylaşımın, sorumluluğun ve faydanın müşterek zeminini kuramazsa, 10 yıl sonra ihtilaflar bugünkünden çok daha kontrol edilemez ve çok daha yıkıcı olacaktır."

Türkiye'nin çevresindeki çok katmanlı krizleri analiz eden Fidan, bölgesel okumasını paylaştı:

"Değerli misafirler, küresel düzeydeki reform ihtiyacı kadar hayati olan ikinci ayak, bölgemizde barış ve refahı kalıcı biçimde mümkün kılacak stratejik adımlardır. Bugün Antalya'yı merkeze alan geniş bir jeopolitik okuma yaptığımızda, karşımıza birbiriyle bağlantılı çok katmanlı kriz dinamikleri çıkmakta. Coğrafyamız eş zamanlı krizlerin maalesef baskısı altındadır. Kuzeyimizde 5. yılına giren Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel jeopolitik dengeleri derinden sarsan yapısal bir sınamaya dönüşmüştür. Güneydoğumuzda ise İsrail'in pervasız saldırganlığı Gazze sınırlarını çoktan aşmıştır. Suriye'ye, Lübnan'a ve son olarak İran'a uzanan bu tırmanma hattı bölgemizi geniş bir çatışma girdabına sürüklemiştir. Daha güneyde Afrika boynuzunda hassasiyetle takip ettiğimiz gelişmeler bir diğer endişe kaynağı olmuştur. Sudan'da devam eden iç çatışmaların yol açtığı yıkım ile bölge ülkeleri arasındaki ihtilaflar muazzam bir kalkınma potansiyeli taşıyan bu stratejik coğrafyayı güvenlik tehditleri ile baş başa bırakmıştır."

Türkiye'nin ara buluculuk rolü ve kararlılığı

Bakan Fidan, konuşmasını Türkiye'nin barış için her zaman inisiyatif alacağını belirterek sonlandırdı:

"Bu kriz haritasının neredeyse tamamında sahadaki tüm taraflarla aynı anda ve güven temelinde konuşabilen, ara buluculuk rolü üstlenen ender ülkelerden biri Türkiye'dir. Burada mesele teknik anlamda arabuluculuk rolü üstlenmenin çok ötesindedir. Bölgemizin karşı karşıya olduğu sınamaları yüreğimizde hissediyor, her krizin yükünü, acısını ve doğuracağı sonuçları derinden kavrıyoruz. Bu anlayışla bugüne kadar bölgemizin selameti için daima elimizi taşın altına koyduk, koymaya da devam edeceğiz. Bu yolda Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve çizdiği dış politika vizyonu istikametimizi belirlemeye devam edecektir.” 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *