İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) devam eden forumun dikkat çeken bölümlerinden biri olan "Decolonial Voice" oturumlarında, sömürgeciliğin modern dünyadaki tezahürleri mercek altına alındı. Dört önemli isim sömürgecilik sonrası dünyayı kendi uzmanlık alanlarından analiz etti.
"Uluslararası sistem insanlık tarihinde bir anomalidir"
Siba N'Zatioula Grovogui, uluslararası hukukun evrensellik iddiasını eleştirerek, mevcut küresel krizin yeni ve adil bir dünya kurmak için bir fırsat sunduğunu belirtti:
"Uluslararası hukuk Avrupalılara ait değildir. Onların yükselişinden önce dünya, farklı topluluklar tarafından geliştirilen çeşitli kurallarla işliyordu. Avrupalıların daha sonra 'insani düzen' olarak adlandırdığı şey, zorla dayatıldı. Bu düzenin mevcut çöküşü aslında bir fırsattır. Bu uluslararası sistem, insanlık tarihinde bir anomalidir (olağan dışı durumdur). Ve bu kriz bize başka bir şeyi hayal etme şansı veriyor: dayanışma, ortak sorumluluk ve yeni bir arada yaşam biçimleri."
"Hukuki gelenekler arasındaki sınırları abartıyoruz"
Sömürge dönemi hukuk arşivlerine farklı bir bakış açısı getiren Vladimir Bobrovnikov, tarihsel süreçte yerel hukuk ile sömürgeci yapıların nasıl iç içe geçtiğine dikkat çekti:
"Sömürge dönemi hukuk arşivleri sadece sömürgecilerin sesi değildir. Bu arşivler, yerel normları yasal forma dönüştüren Müslüman aracıların seslerini de yansıtır. Hukuki gelenekler arasındaki sınırları abartıyoruz. Sömürgecilikten önce, örfi hukuk ve şeriat adaleti aynı sistemin parçalarıydı. Bu sınırlar daha sonra, başkaları tarafından çizildi."
"İhtiyacımız olan şey bilgi egemenliğidir"
Afrika’nın hem yer altı zenginliklerinin hem de bilgisinin dışarıdan yönetilmesine karşı çıkan Ebrahim Patel, üniversitelerin politika üretme merkezi haline gelmesi gerektiğini savundu:
"Afrika'nın zenginlikleri, sırf dünyanın başka yerlerinde işlenmek üzere topraktan çıkarılıyor. Bu harita; bağımlılık, kalkınma ve sömürgecilikten kurtulma (dekolonizasyon) mücadelesini özetliyor. 'Epistemik bağımlılık' da aynı mantığı izler. Bilgi dışarıdan alınır (ekstrakte edilir), başka yerde işlenir ve 'evrensel gerçek' olarak geri döndürülür. İhtiyacımız olan şey bilgi egemenliğidir. Üniversiteler ve araştırmalar, politika kapasitesinin temel kaynağı haline gelmelidir. Ve odağımız güç değil, kalkınma olmalıdır."
"Veri sömürgeciliği insanların ele geçirilmesidir"
Sömürgeciliğin dijital boyutuna odaklanan Ulises Ali Mejias, günümüzdeki veri politikalarının tarihsel mülksüzleştirme mantığıyla aynı şekilde işlediği uyarısında bulundu:
"Tarihsel olarak sömürgecilik, toprağa el koymakla ilgiliydi. Bugün artık toprakların ele geçirilmesinden bahsetmiyoruz; insanların ele geçirilmesinden bahsediyoruz. 'Veri sömürgeciliği', önceki sömürgecilik biçimlerinin yerine geçmedi; onları devam ettirdi. İşlev aynıdır: mülksüzleştirme. Sadece alan farklıdır. Ve kapitalizm olmadan sömürgecilikten bahsedemeyiz."
World Decolonization Forum 2026, sömürgeciliğin farklı disiplinlerdeki etkilerini ve çözüm yollarını tartışan yeni oturumlarla İstanbul'da devam ediyor.