Amerika Birleşik Devletleri ile Venezuela arasında son dönemde artan askeri ve diplomatik gerilim, bölgeyi sıcak çatışma ihtimalinin konuşulduğu bir sürece sürükledi.
ABD yönetiminin sert açıklamaları, Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun karşı hamleleri ve Rusya ile Çin’in bölgede artan etkisi, krizi derinleştirdi. “ABD Venezuela’dan ne istiyor?” sorusu, uluslararası gündemin merkezine yerleşti.
Krizin başlangıcı
ABD Başkanı Donald Trump, uyuşturucuyla mücadeleyi gerekçe göstererek Venezuela’da devletin üst kademelerinin, Washington tarafından terör örgütü ilan edilen “Güneş Karteli” ile bağlantılı olduğunu öne sürdü. Bu iddiaların ardından ABD ordusuna geniş yetkiler verildi. Dünyanın en büyük uçak gemilerinden USS Gerald Ford’un saldırı grubuyla birlikte Karayipler’e sevk edildiği bildirildi.
Maduro’nun başına konulan ödülün 25 milyon dolardan 50 milyon dolara çıkarıldığı açıklanırken, Venezuela açıklarında 20’den fazla teknenin hedef alındığı saldırılarda 80’i aşkın kişinin hayatını kaybettiği iddia edildi.

Trump’ın sebepleri var
Washington yönetimi, Venezuela’yı yalnızca sorunlu bir komşu olarak değil, Rusya ve Çin’in Batı Yarımküre’deki ileri karakolu olarak değerlendirdi. Moskova’nın Karakas’a S-300 hava savunma sistemleri, savaş uçakları ve teknik personel desteğini sürdürdüğü; Çin’in ise yaptırımlara rağmen gölge filolar aracılığıyla Venezuela petrolünü satın almaya devam ettiği ortaya çıktı. Ancak ABD kamuoyuna yönelik açıklamalarda bu başlıklar yerine “uyuşturucu trafiği” gerekçesini öne çıkardı.
Hava sahası ve telefon diplomasisi
Gerilimin tırmandığı süreçte iki lider arasında sürpriz bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Diplomatik bir kapının aralanabileceği yorumları yapılırken, Trump’ın sosyal medya açıklamaları bu beklentileri zayıflattı. ABD yönetimi Venezuela hava sahasının kapatılacağını duyurdu. Bunun ardından çok sayıda uluslararası havayolu şirketi uçuşlarını askıya aldı veya rotalarını değiştirdi.
Karakas yönetimi kararı “egemenlik ihlali” olarak nitelendirdi ve uçuşları durduran altı büyük havayolunun işletme izinlerini iptal etti. Trump, verdiği bir demeçte “Maduro’nun sayılı günleri kaldı” ifadelerini kullandı.

Askeri hareketlilik ve güvenlik önlemleri
Uluslararası basında, Maduro’nun güvenlik önlemlerini artırdığı; kullandığı telefonları ve konakladığı yerleri sık sık değiştirdiği yönünde iddialar yer aldı. ABD’nin Karayipler’deki yoğun askeri varlığının, yalnızca Latin Amerika’da değil, ABD kamuoyunda da endişe yarattığı aktarıldı.
“Şimşek Operasyonu”
Yeni yılın ilk günlerinde ABD yönetimi, “Yeniden Şimşek Operasyonu” adı altında Venezuela’nın başkenti Karakas’a yönelik peş peşe saldırılar düzenledi. Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerinde patlamalar meydana geldi, geniş çaplı elektrik kesintileri yaşandı. La Carlota Havaalanı ve Fortuna Askeri Üssü dahil bazı askeri tesislerin hedef alındığı bildirildi.
Saatler sonra Trump saldırıları doğruladı ve Maduro ile eşi Cilia Flores’in yakalandığını açıkladı. Venezuela Savunma Bakanlığı da bu açıklamayı teyit etti. ABD’nin hedefinin ülkenin petrol kaynakları olduğu yönünde iddialar gündeme geldi. Maduro ve Flores’in ABD’ye ait askeri bir kargo uçağıyla Venezuela’dan çıkarıldığı bildirildi.
ABD’li Senatör Mike Lee, Maduro’nun ABD’de yargılanacağını açıkladı. Gelişmelerin ardından Venezuela’da binlerce kişi Maduro’ya destek vermek için sokaklara çıktı.

Karayipler’de fırtına dinmedi
Sert açıklamalar, yoğun askeri hareketlilik ve henüz tam anlamıyla kurulamayan diplomasi masası, Karayipler’de krizin seyrine dair belirsizliği artırdı. Önümüzdeki günlerde atılacak adımların, bölgedeki güç dengelerini doğrudan etkilemesi bekleniyor.