08 Ocak 2026 Perşembe
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Dünya Avrupa’nın vicdanı: Pedro Sanchez ve İspanya’nın “çifte standartsız” hukuku

Avrupa’nın vicdanı: Pedro Sanchez ve İspanya’nın “çifte standartsız” hukuku

Gazze davasında ortaya koyduğu insan hakları temelli yaklaşımla öne çıkan İspanya, Ukrayna ve Venezuela konusunda da aynı dik duruşu korudu. Peki, İspanya’nın bu kararlı duruşunun en önemli aktörü olan Başbakan Pedro Sanchez kimdir? Politikasını neye dayandırdı ve bu konulardaki hassasiyetinin sebebi ne?

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son dönemde dünya siyasetine damga vuran "uluslararası hukuk" vurgusuyla dikkatleri üzerine çekti. Sanchez’in başbakanlık görevini yürüttüğü İspanya hükümeti; Ukrayna, Gazze ve Venezuela'nın toprak bütünlüğünün hiçbir siyasi pazarlığa konu edilemeyeceğini dünyaya ilan etti.

Sanchez, Batı dünyasında sıkça görülen "seçici adalet" anlayışını reddetti. Rusya’nın Ukrayna işgaline gösterilen sert tepkinin aynısının İsrail’in Gazze’deki katliamlarına da gösterilmesi gerektiğini savundu ve bu tavrıyla Batı'da sağduyunun sesi oldu.

"İsrail'e Eurovision ve spor ambargosu uygulanmalı"

Sanchez, Gazze konusunda yalnızca diplomatik söylemlerle yetinmedi. Eurovision Şarkı Yarışması başta olmak üzere, İsrail’in uluslararası kültür ve spor organizasyonlarından tıpkı Rusya gibi men edilmesi gerektiğini açıkça dile getirdi. "Kültürde dahi çifte standarta izin veremeyiz" diyen Sanchez, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "barbarlık" olarak nitelendirdi. İnsan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmanın bir seçenek olmadığını tüm dünyaya gösterdi.

Pedro Sanchez kimdir ?

1972 Madrid doğumlu olan Pedro Sanchez, Ekonomi ve İşletme alanında doktora derecesine sahip bir akademisyen ve siyasetçi kimliğiyle öne çıktı.

Pedro Sanchez, siyasi kariyerine 2004’te Madrid Belediye Meclisi üyeliğiyle başladı, 2009’da Temsilciler Meclisi’ne girdi. 2014’te PSOE Genel Sekreteri seçilerek muhalefet lideri oldu. Parti içi kriz sonrası görevinden ayrılsa da 2017’de yeniden genel başkan seçildi.

PSOE’nin 2018’de Mariano Rajoy’a karşı verdiği güvensizlik önergesinin kabul edilmesiyle başbakanlık koltuğuna oturan Sanchez, 2019 seçimlerinin ardından Unidas Podemos ile İspanya’nın demokrasiye geçişinden bu yana ilk koalisyon hükümetini kurdu. 2023 seçimleri sonrası yeniden hükümet kurmayı başaran Sánchez, 17 Kasım 2023’te üçüncü kez başbakan olarak göreve başladı.

2018'den bu yana İspanya Başbakanlığı görevini üstlenen Sanchez; çoğunlukla sosyal demokrat siyasi partilerden ve emek örgütlerinden oluşan, demokratik sosyalizmi kurmayı amaçlayan siyasi partilerin uluslararası siyasi örgütü olarak faaliyet gösteren Sosyalist Enternasyonal'in Başkanlık görevini de yürüttü.

Siyasi kökeni

Pedro Sanchez’in siyasal çizgisi, genç yaşta edindiği uluslararası deneyimler ile İspanya iç siyasetindeki parti mücadelelerinin kesişiminde şekillendi. 1990’ların sonlarında Birleşmiş Milletler bünyesinde Bosna-Hersek’te görev alan Sanchez, savaş sonrası yeniden yapılanma sürecini yakından gözlemledi. Bu dönem, çatışma bölgelerinde yaşanan insani dramlar ve uluslararası hukukun rolüne dair bakışını derinleştirerek, ilerleyen yıllarda benimsediği sosyal adalet ve çok taraflılık vurgusunun temelini oluşturdu.

Sanchez, 2014 yılında PSOE Genel Sekreterliği’ne, daha çok “merkezci” ve “sosyal liberal” olarak tanımlanan bir programla aday oldu. Ancak parti içi krizler, seçim yenilgileri ve tabanla kurduğudoğrudan ilişki, onun siyasal söyleminde belirgin bir dönüşüme yol açtı. 2017’deki liderlik yarışında rakiplerini geride bırakarak yeniden genel sekreter seçilen Sanchez, bu süreçte daha sol bir hatta yönelerek “neoliberal kapitalizmin aşılması” ve “sosyal demokrasinin yeniden inşası” söylemini öne çıkardı.

2019’da yayımlanan Manual de Resistencia adlı kitabında Sanchez, sosyal demokrasinin Avrupa projesiyle kopmaz bir bağ içinde olduğunu savundu. Kitapta, Avrupa’nın geleceğinin ancak güçlü bir sosyal devlet ve dayanışma temelli politikalarla güvence altına alınabileceği görüşüne yer verdi.

Sanchez’in siyasi duruşunun bir diğer belirgin unsuru ise toplumsal eşitlik vurgusu oldu; bu kapsamda fuhuşa açık biçimde karşı çıkan lider, fuhşun tamamen ortadan kaldırılmasını savunan politikaların da güçlü destekçisi olarak öne çıktı.

Türkiye ile "Gazze" ortaklığı

Pedro Sanchez’in dış politikası, İspanya’nın geleneksel Avrupa yaklaşımlarının ötesine geçen adımlar ve bölgesel ortaklarla kurduğu stratejik diyaloglara sahne oldu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın temas ve düzenli görüşmeler yürütmesi, Madrid-Ankara hattında özellikle Orta Doğu meselelerinde ortak bakışların şekillenmesine katkı sağladı. Sanchez ile Erdoğan 2024’te İspanya–Türkiye 8. Hükümetler Arası Zirvesi’nde bir araya geldi; burada Gazze’de ateşkes, insani yardımın ulaştırılması ve esirlerin serbest bırakılması gibi konularda görüş birliği vurgulandı ve bu çabaların uluslararası toplumun daha geniş katılımıyla desteklenmesi çağrısı yapıldı. Türkiye-İspanya ilişkilerinin sadece ekonomik değil, dış politika ve bölgesel krizlerde işbirliğini de kapsadığı Erdoğan tarafından açıklandı.

8. Hükümetler Arası Zirvesi’nde bir araya gelen Erdoğan ve Sanchez

Orta Doğu politikalarının merkezinde yer alan Filistin meselesinde Sanchez, “adalet temelli” bir dış politika çizgisi izlediğini açıkça ortaya koydu. 28 Mayıs 2024’te İspanya, Filistin’i resmen devlet olarak tanıma kararı aldı; Sanchez bu adımı barış, adalet ve tutarlılık ilkelerine dayandırarak iki devletli çözüm hedefini güçlendirecek bir hamle yaptı.

Bu karar, İrlanda ve Norveç ile eşzamanlı olarak gerçekleşmesi sebebiyle Avrupa genelinde benzer girişimlere öncülük etme potansiyeli taşıdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu kararı “önemli ve örnek teşkil edecek bir adım” olarak nitelendirdi ve İspanya’nın bu tutumunun diğer ülkeler üzerinde de etkili olmasını temenni etti.

Sanchez’in Filistin politikasının somut göstergeleri bununla da sınırlı kalmadı; İspanya, Gazze halkına artan küresel insani yardıma destek verme taahhüdünü sürdürerek İsrail saldırılarının yarattığı krizde sivillerin korunması ve uluslararası hukukun uygulanması çağrısını yükseltti. Bu yaklaşım, Türkiye ile ortak vurgularla örtüştü; iki ülke de Gazze’de ateşkes konusunda eşgüdümlü bir duruş sergiledi.

Bu bağlamda Sanchez’in Türkiye ile kurduğu diyalog, sadece ikili ilişkilerin güçlenmesine değil, İspanya’nın Orta Doğu’da adalet, barış ve uluslararası hukuka saygı temelli dış politika duruşunun somut adımlarla desteklenmesine de alan sağladı.

Hassasiyetinin temeli: Küresel vicdan

Pedro Sanchez’in dış politikasının temelinde her zaman “küresel vicdan ve tutarlılık” ilkesi yer aldı. Sánchez, uluslararası krizlere yaklaşırken tek bir çatışmada değil, tümünde aynı ilkelere bağlı kalınması gerektiğini savundu; bu tutum hem Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısına hem de Orta Doğu’daki insani krize uzanan bir çizgide kendini gösterdi. 10-11 Temmuz 2024 tarihlerinde ABD’nin başkenti Washington D.C.'de düzenlenen NATO'nun 75. Yıl Dönümü Zirvesi’nde, Ukrayna’da uluslararası hukukun korunması için gösterilen birlik ve tutarlılığın Gazze’de de aynı şekilde talep edilmesi gerektiğini vurguladı.

NATO'nun 75. Yıl Dönümü Zirvesi’nde Pedro Sanchez

Sanchez, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmalarda da İspanya’nın barış, demokrasi ve kalkınma gibi evrensel değerleri korumaya devam edeceğini belirtti. 25 Eylül 2024 tarihinde New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu görüşmeleri sırasında uluslararası düzenin BM Şartı’na dayalı kalmasının önemini vurgulayarak, “Ukrayna’da, Gazze’de ve her yerde aynı ilkeleri savunmalıyız” dedi.

BM 79. Genel Kurulu’nda Pedro Sanchez

Venezuela konusunda da bu yaklaşımını net bir şekilde ortaya koydu. 2026’da, ABD’nin Venezuela’daki askeri müdahalesini uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle tanımayacaklarını açıkladı ve tüm taraflara sivil halkın korunmasını, Birleşmiş Milletler Şartı’na saygı gösterilmesini çağırdı.

Sanchez’in bu söylemleri ve tutumları, dış politika tercihlerini sadece çıkar ilişkilerinden değil; uluslararası hukuka saygı, insan hakları ve küresel adalet duygusuna dayandırma yönündeki çabasının bir yansıması olarak görüldü. Bu yaklaşım, İspanya’nın geleneksel çok taraflı diplomasisine güçlü bir “moral sorumluluk” boyutu ekledi.


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *